Kaynak: Yaşar Kuzucu, Küçükler için Büyüklere (Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı)
Kaygı, hayati tehlike anında bizi uyaran ve koruyan temel duygularımızdan biridir. Herkes hayatının bir noktasında yoğun kaygı/ korku içeren durumlar yaşayabilir. Depremler, afetler, trafik kazaları veya ciddi ameliyatlar, hastalıklar gibi. Bazen de kaygı, iş hayatındaki stres, kişisel ilişkiler, finansal sorunlar veya sağlıkla ilgili endişeler gibi çeşitli faktörlerden de kaynaklanabilir. Ancak, kaygının yoğunluğu ve sıklığı kişiden kişiye değişebilir ve bazen de günlük yaşamı olumsuz etkileyebilir. Kaygı bozukluğu olduğunda ise kaygı duygusu kişinin günlük yaşamını olumsuz etkileyebilecek kadar şiddetli ve sürekli olur.
Kaygının belirtileri arasında; sürekli endişe, huzursuzluk, kolayca yorulma, konsantrasyon güçlüğü, kas gerginliği ve uyku problemleri sayılabilir. Yetişkinlerde kaygı bozukluğunun tedavisi için psikoterapi, ilaç tedavisi ve yaşam tarzı değişiklikleri gibi çeşitli yöntemler bulunmaktadır. Özellikle BDT (Bilişsel Davranışçı Terapi, EMDR (Göz Hareketleri ile Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşleme) gibi yaklaşımlar kaygı bozukluklarının tedavisinde etkili bir yöntem olarak kabul edilmektedir. Ek olarak, kaygı bozukluğu olan yetişkinlerin yaşam kalitesini artırmak için stres yönetimi teknikleri ve gevşeme egzersizleri de önemlidir. Ayrıca, sosyal destek sistemlerinin güçlendirilmesi ve olumlu düşünme becerilerinin geliştirilmesi de kaygıyı azaltmada yardımcı olabilir.
DSM-5'e göre, kaygı bozuklukları yüksek düzeyde korku ve kaygının varlığı ve buna yönelik davranışsal bozuklukları içerir:
- Korku, gerçek ya da potansiyel tehditlere verilen anlık duygusal tepki iken; kaygı, gelecekteki tehditlere yönelik beklentidir.
- Yaygın kaygı bozukluğu, günlük hayat için yeterli olay kaygı düzeyinin çok üstünde, kronik ve rasyonel olmayan bir kaygı durumudur.
DSM-5 tanı kriterlerine göre yaygın kaygı bozukluğu:
- En az 6 ay süren aşırı kaygı ve endişe durumu
- Kişinin bu endişeyi kontrol etmekte zorlanması
- Kaygı ve endişe ile bağlantılı olarak en az 3 belirtinin görülmesi:
- Huzursuzluk ya da heyecan duygusu
- Kolayca yorulma
- Düşüncelerini yoğunlaştırmada zorluk
- İrritabilite (sinirlilik)
- Kas gerginliği
- Uyku sorunları
- Kaygının klinik olarak belirgin strese veya işlevsellikte bozulmalara yol açması
Kaynak: Yaşar Kuzucu, Küçükler için Büyüklere (Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı)